Çalışma Alanlarımız


Ceza Hukuku


Ceza hukuku, suç ve ceza kavramlarını inceleyen, suç sayılan eylemleri belirleyen ve cezai yaptırımlara bağlı hukuk normlarının tümünü içeren kamu hukukunun bir dalıdır.
Ceza Hukukunun amacı, Türk Ceza Kanununda öngörüldüğü üzere “kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. “
“Yasayı bilmemek mazeret sayılmaz” ilkesi gereğince müvekkillerimize cezai yaptırım doğurabilecek eylemler hakkında danışmanlık hizmeti ve ceza yargılaması sırasında avukatlık hizmeti vermekteyiz. Ekibimiz Türk Ceza Kanunu veya özel kanunlarda tanımlanmış bütün suç tiplerine ilişkin ceza soruşturması ve kovuşmasında şüpheli, sanık veya mağdura en etkin ve doğru hukuki hizmeti sunmaktadır.

Bankacılık ve Finans Hukuku


Bankacılık Hukuku, bankaların kuruluşlarını, kişilerle olan ilişkilerini, çalışmalarını, işlemleri üzerinde devletçe yapılacak denetimleri yasa ve tüzükleri gereğince açıklayan kuralların tümünü içeren bir hukuk dalıdır. Banka Mevzuatı, Bankacılık Kanunu ve bu kanun uyarınca bankacılık denetleme ve düzenleme kurulu tarafından hazırlanan ve yayımlanan düzenlemelerdir.
Banka mevzuatları , Türkiye'de 01.01.2005 tarihinden bu yana BDDK (Bankacılık düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından hazırlanmakta ve denetlenmektedir. Bankacılık Kanunu ve bunun dışında bir takım kanun ve kararnameler bir arada banka mevzuatını oluştururlar.
Finans Hukuku, Para, Kredi, Tahvil, Faktoring işlemleri gibi konuların kurallarını belirleyen oldukça geniş bir hukuk dalıdır. Bankacılık Hukuku ile Finans Hukuku bu bağlamda birbirinden ayrılamaz, birbirini tamamlayıcı kavramlardır.
Yazımcı Avukatlık Bürosu, Bankacılık ve Finans Hukuku alanında müvekkillerine, ipotek ve teminatlı işlemlerden doğan davalarda, kredi sözleşmelerinde, Leasing ve Faktoring sözleşmelerinde, Bankalar Birliği ve Bankacılık Denetleme Kurulu ve TMSF ile ilgili hukuki işlemlerde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

İcra ve İflas Hukuku


İcra ve iflas hukuku, borcunu ödeyemeyen borçlunun borcunun, alacaklının talebi üzerine, devlet zoruyla taşınır ve taşınmaz varlıklarına el konarak karşılanmasını konu alan hukuk dalıdır.

•Yazımcı Avukatlık Bürosu, İcra ve İflas Hukuku alanında müvekkillerine,
•İcra takibinin yapılması
•Borca ve takibe itiraz işlemleri
•Haciz, rehin gibi alacak takibi işlemleri
•Alacak tahsili ve ödeme sözleşmelerinin hazırlanmasıv •İhtiyati haciz kararının alınması
•İtirazın kaldırılması davası
•Menfi tespit ve istirdat davası
•İflasın ertelenmesi davası
•İflas Davası
•İcra ve iflas hukukuna ilişkin diğer uıyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku



İş Hukuku, işçi ve işveren ilişkilerini ve bunların bağlı olduğu topluluklarla (SSK, İş ve İşçi Bulma Kurumu , sendikalar, odalar, Çalışma Bakanlığı, vakıflar, dernekler) olan ilişkilerini, karşılıklı hak ve görevlerini, işe ve işyerine ilişkin yasa ve yönetmelikleri konu alan bir hukuk dalıdır.

Sosyal güvenlik hukuku ise, gelirleri ne olursa olsun, kişilere belirli sosyal riskler karşısında ekonomik güvence sağlama görevine sahip kurum ve kurumlar topluluğunun uyması gereken hukuk normlarını inceleyen bir hukuk dalıdır.

Yazımcı Avukatlık Bürosu, iş ve sosyal güvenlik hukuku kapsamında müvekkillerine,

•İş sözleşmelerinin hazırlanması veya mevcut iş sözleşmelerinin güncel mevzuat hükümlerine uyarlanması
•İş sözleşmesinin feshi halinde hak ve alacakların takibi
•İşe iade davaları
•Ücret alacağı, işten ayrılma, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram, genel tatiller ve yıllık izin alacaklarına ilişkin davalar
•İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meydana gelen zararların tazminine ilişkin davalar
•İşverenin iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda alması gereken tedbirlerin hukuki altyapısının oluşturulması
•Personel istihdamında dikkat edilmesi gereken hususlarla ilgili olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Aile ve Miras Hukuku



AİLE HUKUKU

Anayasa, aileyi “toplumun temeli” olarak tanımlamıştır. Toplumu oluşturan en küçük birim olan aile üyelerinin birbirlerine karşı hakları ve yükümlülükleri bulunmaktadır.
Yazımcı Hukuk Bürosu, aile hukukunda uzman hukukçu kadrosuyla beraber ailenin parçası olan bireylerin haklarını korumakta, aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda müvekkillerine en etkili hukuki hizmeti sunmaktadır.
Yazımcı Hukuk Bürosu, özellikle çekişmeli boşanma davalarını evliliğin iptali davalarını eşler arasındaki mal paylaşımı davalarını, velayet davalarını, nafaka ve tazminat davalarını özenle takip etmekte; ulusal ve uluslararası mevzuatı ve yargı kararlarını düzenli takip ederek müvekkillerine en güncel ve doğru hukuki bilgi ile danışmanlık yapmaktadır.
Yazımcı Hukuk Bürosu, taraflar arasında çekişmeli olan uyuşmazlıklarda hizmet vermenin yanı sıra taraflar arasında anlaşmalı boşanma protokolü, evlilik öncesi ve sırasında mal rejimi sözleşmesi ve benzeri birçok aile hukuku sözleşmelerinin hazırlanmasında danışmanlık yapmaktadır.
Yazımcı Hukuk Bürosu, müvekkillerine Aile Hukukundan kaynaklanan ihtilaflarda hukuk hizmeti sunmaktan mutluluk duyar.
Ayrıntılı bilgi için bizlere ulaşmaktan çekinmeyiniz.

MİRAS HUKUKU

Miras hukuku, kişilerin ölümünden sonraki hukuki statüyü düzenlemektedir. Her kişinin ölümünden sonra malvarlığına ne olacağı hakkında tasarruf yetkisi bulunmaktadır.
Yazımcı Hukuk Bürosu, müvekkillerimizin miras hukukundan kaynaklanan sorunlarının çözümü için dava takip, danışmanlık ve arabuluculuk hizmeti vermekte, ihtilafı en kısa sürede tarafların maddi manevi en az zarar göreceği şekilde çözümünü hedeflemektedir.
Yazımcı Hukuk Bürosu, kendileri için değerli olan müvekkillerinin isteklerini koruyarak vasiyetname, miras ve mirastan feragat sözleşmelerinin hukuka uygun olarak hazırlanmasında danışmanlık yapmaktadır. Ayrıca, miras hukukundan doğan anlaşmazlıkların çözümü için danışmanlık ve dava takip hizmetleri sunmaktadır. Bu kapsamda, Erikel Hukuk Bürosu mirasın reddi davaları, muris muvazaasından kaynaklanan davalar, mirasın paylaşımı davaları, saklı payı ihlal edilen mirasçı lehine ölüme bağlı tasarrufun iptali davası gibi davalarda hukuk hizmeti vermektedir.
Yazımcı Hukuk Bürosu müvekkillerine Miras Hukukundan kaynaklanan ihtilaflarda hukuk hizmeti sunmaktan mutluluk duyar.
Ayrıntılı bilgi için bizlere ulaşmaktan çekinmeyiniz.

Ticaret ve Şirketler Hukuku



Ticaret ve şirketler hukuku, ticaretle ilişkili tüm mevzuatı kapsayan bir hukuk dalıdır. Bireyler arasındaki ticari ilişkileri düzenler. Hükümler, temel olarak Ticaret Kanunu'nda toplanmıştır. Ayrıca Sermaye Piyasası Kanunu, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ticaret hukuku kanunlarındandır.

Ticaret ortaklıkları kollektif, komandit, anonim, limited, kooperatif ortaklıklarıdır. Belgelerle ilgili hukuk, kıymetli evrak başlığında toplanmıştır. Düzenlenme biçimleri nama yazılı ve hamiline yazılı olur. Kıymetli evrak poliçe, bono, çek, emtia senetleri, taşıma senetleri türlerindendir.

Yazımcı Hukuk Bürosu, ticaret ve şirketler hukuku alanında müvekkillerine, ticari şirketlerin alım ve satımında, hisse devir işlemleri, şirket devir ve birleşmelerinde, kıymetli evraklara ilişkin uyuşmazlıklarda alacağın takibi ve davalarında, şirket feshi davalarında, şirket ortaklığından ayrılma halinde, şirket tasfiye işlemlerinde, imtiyaz, bayilik ve acentelik sözleşmelerinde,ortaklık sözleşmelerinde,kredi sözleşmelerinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

İdare Hukuku



Hukuk devleti olmanın bir gereği olarak, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olması ve denetime tabi tutulması şarttır. Bu bağlamda, idare tüm işlem ve eylemlerinde kanuna bağlı kalmak ve hukukun genel ilkelerini gözetmekle yükümlüdür. Ancak uygulamada idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerine rastlamak mümkündür ve bu durum vatandaşların mağduriyetine yol açmaktadır. İdarenin yaptırım gücünün ağırlığı

ve telafisi imkansız zararlara sebebiyet verebilmesi karşısında bireylerin hukuki yönden korunma haklarının gözetilmesi büyük önem arz etmektedir.

Yazımcı Hukuk Bürosu, hukuka aykırı nitelikteki idari eylem ve işlemler nedeniyle müvekkillerinin mağduriyetlerini gidermek amacıyla,

•Hukuka aykırı idari işlemlerin iptaline ilişkin davalar
•İdarenin sorumluluğu ve tazminat davaları
•İdari sözleşmelerden doğan davalar
•İmar Hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar, çözüm yolları, imar davaları
•İhale Hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar ve ihale davaları
•Kamulaştırma ile ilgili davalar
•Belediye Kanunu’ ne ilişkin ihtilaflar ve çözüm yolları gibi konularda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Vergi Hukuku



Vergi Hukuku, vergilerin niteliklerini, gerçekleştirilmelerini, alınma yöntemlerini, vergi yükümlüleriyle maliyenin ilişkilerini, bunların hak ve görevlerini inceleyen hukuk dalıdır. Vergi hukukunun bağlayıcı nitelikteki kaynakları; Anayasa, Kanun, Kanun Hükmünde Kararnameler, Uluslararası Vergi Anlaşmaları, Bakanlar Kurulu Kararları,Düzenleyici Genel Tebliğler, Tüzükler, Yönetmelikler, Anayasa Mahkemesi Kararları ve İçtihadı Birleştirme Kararlarından oluşmaktadır. Bu kaynaklar aracılığıyla, vergileme alanında uyulması gereken temel ilke, kural, usul ve esaslar belirlenmekte veya vergi uygulamalarının bunlara uygunluğu denetlenmektedir.

Vergi Ödevi Anayasa madde 73'de düzenlenmiştir. Madde hükmü şöyledir; "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür."

Karşılıksız olan ve gerektiğinde zor kullanılarak alınan; harç, resim, fon, prim, aidat vb.. adlar altında ki tüm kamu gelirleri nitelik itibari ile vergi hukuku kapsamına girer. Verginin alacaklısı devlettir ancak, toplama yetkisi yerel yönetimlere (belediyeler, il özel idareleri) ve diğer kamu tüzel kişilerine (Emekli sandığı,Sosyal Sigortalar Kurumu(SSK), bağkur ) devredilebilmektedir.

Yazımcı Hukuk Bürosu, vergi hukuku alanında müvekkillerine vergi ziyaı suçu, usulsüzlük cezaları ve kaçakcılık suçlarına ilişkin davalarda, hesap hataları ve vergilendirme hatalarının düzeltilmesi işlemlerinde, Gelir vergisi, katma değer vergisi, kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, emlak vergisi ve diğer tüm vergi türlerine ilişkin ihtilaflarda, beyana dayanan tarh, re’sen, ikmalen veya idare tarafından yapılan tarh işlemlerinde, tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma işlemlerinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Gayrimenkul Hukuku



Vergi Hukuku, vergilerin niteliklerini, gerçekleştirilmelerini, alınma yöntemlerini, vergi yükümlüleriyle maliyenin ilişkilerini, bunların hak ve görevlerini inceleyen hukuk dalıdır. Vergi hukukunun bağlayıcı nitelikteki kaynakları; Anayasa, Kanun, Kanun Hükmünde Kararnameler, Uluslararası Vergi Anlaşmaları, Bakanlar Kurulu Kararları,Düzenleyici Genel Tebliğler, Tüzükler, Yönetmelikler, Anayasa Mahkemesi Kararları ve İçtihadı Birleştirme Kararlarından oluşmaktadır. Bu kaynaklar aracılığıyla, vergileme alanında uyulması gereken temel ilke, kural, usul ve esaslar belirlenmekte veya vergi uygulamalarının bunlara uygunluğu denetlenmektedir.

Vergi Ödevi Anayasa madde 73'de düzenlenmiştir. Madde hükmü şöyledir; "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür."

Karşılıksız olan ve gerektiğinde zor kullanılarak alınan; harç, resim, fon, prim, aidat vb.. adlar altında ki tüm kamu gelirleri nitelik itibari ile vergi hukuku kapsamına girer. Verginin alacaklısı devlettir ancak, toplama yetkisi yerel yönetimlere (belediyeler, il özel idareleri) ve diğer kamu tüzel kişilerine (Emekli sandığı,Sosyal Sigortalar Kurumu(SSK), bağkur ) devredilebilmektedir.

Yazımcı Hukuk Bürosu, vergi hukuku alanında müvekkillerine vergi ziyaı suçu, usulsüzlük cezaları ve kaçakcılık suçlarına ilişkin davalarda, hesap hataları ve vergilendirme hatalarının düzeltilmesi işlemlerinde, Gelir vergisi, katma değer vergisi, kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, emlak vergisi ve diğer tüm vergi türlerine ilişkin ihtilaflarda, beyana dayanan tarh, re’sen, ikmalen veya idare tarafından yapılan tarh işlemlerinde, tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma işlemlerinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Tüketici Hakları Hukuku



Tüketici Hukuku, ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ilgili, ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, aydınlatıcı ve eğitici önlemler almaya yönelik düzenlemeleri içeren bir hukuk dalıdır.

Gelişen sanayi ve ticaret ile birlikte tüketici haklarına ihtiyaç artmış ve bu durum hukuki altyapısının oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda, Avrupa Birliği tüketici haklarına ilişkin bir beyanname yayımlayarak asgari tüketici haklarını belirlemiştir. Türk Hukukunda yürürlükte bulunan “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun “ tüketicilerin ekonomik hayatlarını koruma, mal ve hizmetlere kalite ve ticarete düzen getirebilme amacına uygun olarak düzenlenmiştir.

Yazımcı Hukuk Bürosu, Tüketici Hukuku alanında müvekkillerine, ayıplı mal ve hizmetlerden doğan davalarda, kapıdan satış-mesafeli satışlardan doğan davalarda, kredi kartı kullanımından doğan davalarda, Tüketici sorunları Hakem Heyeti’ ne müracaatlarda, TOKİ sözleşmelerinden doğan davalarda, devre tatillerden doğan davalarda, abonelik sözleşmelerinden doğan davalarda, taksitli veya kampanyalı satışlardan doğan davalarda, konut finansmanı sözleşmelerinden doğan davalarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Tazminat Hukuku



Mevsimlik İş ve Kıdam Tazminatı Mevsimlik bir işte çalışma olgusu Karadeniz ve Akdeniz bölgesinde fındık ve pamuk tarlalarında iş gücü açısından yaygındır. Mevsimlik olarak çalışan bu insanlar bir çok sıkıntının yayında bir de hizmet akdinden kaynaklanan haklarını tam ve muntazam olarak elde edememek sorunu ile karşı karşılar. Özellikle eğitim seviyesinin düşük olmasından dolayı bu mağduriyet vahim noktalara ulaşmaktadır.

Hukuk uygulayıcıları mevsimlik bir işte çalışma durumunda mevsimlik bir işte çalışan ve hizmet akdi askıda kalan işçinin akdi yeni mevsim işbaşı yaptırılmayarak feshedildiğinde ödenecek kıdem tazminatı için hizmet akdinin askıya alındığı tarihteki ücreti esas alınacağını karara bağlamıştır. Çünkü askıdan sonra ve askı süresinde ücretin yükselmesi halinde davacı fiilen çalışarak yeni ücrete hak kazanmadığı için yükselen ücret son ücret olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmiştir.

Trafik Kazaları ve Tazminatlar

Ülkemizde artan nüfus ve yükselen hayat standartları sebebiyle trafikte kullanılan araç sayısı ve kişi başına düşen araç sayısında ciddi artışlar olmuş ve bu artış her geçen gün devam etmektedir. Ayrıca araç sürücülerine yeterli eğitimin verilmeyişi, denetimlerdeki aksaklıklar, yollardan kaynaklanan kusurlar ve alkol gibi birçok sebepten ülkemizde her gün onlarca yaralamalı ve ölümlü trafik kazası meydana gelmektedir. Meydana gelen bu kazalar sonucunda sadece insanların canı değil aynı zamanda mali nitelikte de çok ciddi maddi zararlar meydana gelmektedir. İşte burada, kazalar sonunda ortaya çıkan maddi – manevi zararların tazmini konusu gündeme gelmektedir.

Birçok vatandaşımızın bu konuda yasalarca kendisine tanınan hakları kullanmadığı gibi birçoğunun da bu haklardan haberdar olmadığını üzülerek görmekteyiz. Bu sebeple hem konunun aydınlatılması hem de yapılması gerekenler konusunda aşağıda bazı bilgiler verilmiştir.

a) Ölümlü Trafik Kazaları: Ölümlü trafik kazaları ülkemizde sıklıkla yaşanmaktadır. Bu kazlardan sonra kanun koyucu vefat eden şahsın yakınlarına bazı konularda tazminat hakkı vermiştir. Bu tazminatları, başta destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere cenaze ve defin gideri, vefat eden şahsın vefatına kadar yapılan tedavi ve diğer masraflar, kazaya karışan aracın uğradığı hasarın maddi değeri gibi başlıklar altında ifade edebiliriz. Bu kısımdaki zararlar maddi zarar olarak değerlendirilir ve maddi tazminat talebine konu edilebilir. Bu başlıkları biraz daha açacak olursak;
• Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Kaza sonunda hayatını kaybeden şahsın desteğinden yoksun kalanların, akrabalık bağı aranmaksızın yoksun kaldıkları bu desteği maddi karşılık olarak talep edebilme hakkını ifade eder. Anne, baba, çocuk ve kardeşler gibi müteveffa şahsın çekirdek ailesinden olanlar bu zararın tazmini talep edebilecekleri gibi, aralarında hiçbir bağ olmadığı halde müteveffadan sağlığında destek aldığını ispat edebilen 3. kişilerde bu tazminatı talep edebilirler.

• Çocuk ölümlerinde destekten yoksun kalma tazminatı: Kaza sonunda vefat eden küçük yaştaki çocuklar için de destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. Anne ve baba çocuğun ileriki yaşlarda kendilerine destek olacağını ileri sürerek tazminat talebinde bulunabilirler. Vefat eden çocuğun ve desteğini alması muhtemel şahsıların yaşları ve diğer etkenler nazara alınarak hesap edilecek tazminat hüküm altına alınmaktadır.

• Hastane ve Tedavi Giderleri: Kaza sonucunda hayatını kaybeden şahıs ölmeden önce tedavi görmüş ve yakınları tarafından başkaca masraflar yapılmışsa yapılan bu masraflar da maddi tazminat kapsamında değerlendirilerek tazmini talep edilebilecektir.

• Defin ve Cenaze Giderleri: Müteveffanın vefatı sebebiyle yapılan masraflarda yine maddi tazminat kapsamında değerlendirilerek talep edilebilmektedir. Bu konuda defin giderleri, cenazenin bir yerden bir yere taşınması için gerekli zorunlu masraflar, kefen masrafı, yemek giderleri vb. örnekler verebiliriz. Ancak uygulamada mahkemelerce 1.000 TL ila 2.000 TL gibi maktu miktarlar hüküm altına alınmaktadır. Ancak müteveffanın yakınları yaptıkları masrafın daha fazla olduğunu iddia ve ispat edebiliyorsa o bedelin hüküm altına alınması gerekir.

• Manevi Tazminat: Kaza sonrasında hayatını kaybedenlerin yaşadıkları elem ve ıstırabın bir nebze olsun tatmini için yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir tazminat türüdür. Manevi tazminat bedelinin takdirini yasa koyucu münhasıran hâkime vermiştir. Hâkim maddi tazminata hükmederken dosyaya ibraz edilen raporlar ve diğer maddi verilerle hareket etmek zorunda iken, manevi tazminat konusunda hâkimi sınırlayan bir durum söz konusu değildir. Ancak bu durum hâkimin tamamen keyfi bir şekilde karar verebileceği anlamına da gelmemektedir. Hâkim tarafların sosyo-ekonomik durumları, kazanın ve vefatın kişiler üzerindeki etkisi gibi olguları dikkate alarak hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedecektir.

b) Yaralamalı Trafik Kazaları: Yaralamalı trafik kazalarında ise durum biraz daha farklıdır. Burada kazadan etkilenen şahıs yaşamını sürdürdüğü için destekten yoksun kalma tazminatı yoktur. Bu sebeple uğranılan zarardan birinci derecede etkilenen yaralı şahıs, yaptığı tedavi giderleri, hastane de evinde yattığı sürede çalışamadığı için mahrum kaldığı gelirlerin tazminini talep edebilir. Ayrıca kaza sonrası maruz kaldığı süreçteki elem ve ıstırap için yine manevi tazminat talep edebilecektir.

İş Göremezlik Tazminatı: Kaza sonrası yaralanan şahısta uzuv kaybı, kısmi veya tamamen felç olma durumu veyahut ta meslekte belli oranlarda kazanma gücünü kaybedenler ileriye yönelik olarak bu konuda tazminata hak kazanacaklardır.

Trafik kazası sonrası araçta meydana gelen maddi zararlar: Kazaya karışan araçtaki maddi zararlarda yine zarara sebep olan şahıs ve sigortacısından talep edilebilecektir.

Trafik kazası sonrası dava açılacak olanlar (Davalılar): Bu davaların muhatabı yani davalısı her olayın kendi içinde değerlendirilecektir. Çünkü davalı sıfatı burada çok değişken olabilmektedir. Ancak biz burada sadece belli bağlı konulara değineceğiz.

Kaza sonrası maddi tazminat talep edilecek olanlar: Maddi tazminatlarda ilk muhatabımız yani davalı, aracın sürücüsüdür. Aracı kullanan şahıs rüşt sahibi değilse – çocuksa, akli melekeleri yerinde değilse vb.- bu şahsa velayeten velisine davanın yöneltilmesi gerekir. Diğer bir davalı ise aracın işleteni dediğimiz şahıs veya kurumdur. Kazayı yapan şahısla ruhsat sahibi farklı ise hem kazayı yapan şahsa hem ruhsat sahibine dava açabilirsiniz. Ancak burada da bir husus önem arz etmektedir; sadece aracın ruhsat sahibi olmak, davalı olmak için yeterli değildir. Kazaya karışan araç eğer gerçekten ruhsat sahibinin fiili tasarrufunda ise dava ruhsat sahibine de açılacaktır. Ancak ruhsat sahibi aracı farklı bir şahsa veya kuruma noter kanalıyla satışını yapmış ancak henüz trafikte devir yapılmamışsa o zaman davanın muhatabı aracı noter kanalıyla satın alan ve fiili tasarrufuna alan şahıs olacaktır.

Trafik Kazalarında Sigorta şirketlerinin Sorumluluğu: Maddi tazminata dayalı davalarda kazaya karışan karşı tarafın aracının ZMMS kapsamındaki trafik sigortası, ortaya çıkan maddi zararları sigortalısı ile müştereken ve müteselsilen ödemek zorundadır. Bu miktar sigorta poliçesinde belirtilen rakamla sınırlıdır. Yani ortaya kaza sonrasında 500.000 TL’lik zarar dahi çıkmış olsa, sigorta şirketi sadece poliçedeki miktar ve sigortalısının kusuru oranında sorumludur. Bu kapsamın dışındakiler için diğer davalılara gidilecektir. şu anda ZMMS poliçe miktarları genellikle 360.000 TL civarındadır. Ayrıca sigorta şirketleri sadece maddi zararlardan sorumlu olup manevi zararlardan bir sorumluluğu söz konusu değildir. Meğerki manevi tazminat için sigorta şirketine ekstra bir prim ödenmiş ve sigorta şirketi de bu bedeli ödemeyi taahhüt etmiş olmasın.

Sigortasız araçların karıştığı trafik kazaları: Yasal zorunluluk olarak trafiğe çıkan tüm araçların ZMMS yaptırması zorunludur. Yaptırılmadığı takdirde idari para cezası uygulanmaktadır. Ancak bu sigortayı yapmakla mükellef olan birisinin süresinde sigorta yaptırmaması ve akabinde kazaya karışması durumunda ne olacaktır? Burada da yasalarımız “Güvence hesabı” fonunu öngörmüştür. Yani zarara uğrayan uğradığı maddi zararları sanki kazayı yapan şahsın sigortacısı gibi doğrudan Güvence Hesabına yöneltebilecektir. Güven Hesabı’nın sorumlu olduğu limitlerde yine yasayla ayrıca düzenlenmiştir. Sigorta şirketleri tarafından düzenlenen ZMMS poliçelerinden çok cüzi miktarda yapılan kesintilerle oluşturulan bu fon sayesinde, sigortasız araçlarda bir nevi sigortalanmış olmaktadır.

Çarpanı belli olmayan kazalar sebebiyle ortaya çıkan maddi zararlarda sorumluluk: Burada da zarara uğrayan uğramış olduğu maddi zararların tazmini için yine Güvence Hesabına başvurabilir ve uğramış olduğu zararların tazminini buradan talep edebilir.

Tazminat hesaplamalarında dikkate alınacak unsurlar: Trafik kazaları sonunda ortaya çıkan maddi zararların tespitinde birçok unsur dikkate alınmaktadır. Bunların başında kusur gelmektedir.

Trafik kazalarında kusur ve kusurun tazminata etkisi: Hesap edilecek maddi tazminat belirlenirken kusur oranına göre bir değerlendirme yapılmaktadır. Mesela ortaya çıkan 10.000 TL’lik bir maddi zararda kazaya sebep olan şahıs % 60 sorumlu ise bu zararın 10.000 x %60 = 6.000 TL’lik kısmından kazaya karışan şahıs, aracın işleteni ve sigortacısı sorumlu olacaktır. Yani hesaplanan maddi zarardan % 40’ lık bir indirim söz konusu olacaktır.

Tazminat Hesaplamalarında Evlenme şansı İndirimi: Kaza sonrasında karasını kaybeden erkeğin veya kocasını kaybeden bayanın daha sonra evlenme ihtimalleri olduğundan ve evlenecekleri bu şahıslardan sağlayacakları destekler sebebiyle hesaplanan tazminattan belli oranlarda indirim yapılmaktadır. Burada yasal bir kriter olmayıp mahkemelerce genellikle AYİM’nin vermiş olduğu bir kararda uyguladığı kriter dikkate alınmaktadır. Mağdurun bulunduğu yaş grubu dikkate alınarak aşağıdaki oranlarda hesap edilen tazminattan indirim yapılmaktadır.

Moser ve Stauffer/Schaetzle tablolarının da ortalaması niteliğindeki AYİM tablosuna göre; kocası vefat eden bir kadının evlenme şansı;

AYİM (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi) tablosu

17-20 yaş arası % 52

21-25 yaş arası % 40

26-30 yaş arası % 27

31-35 yaş arası % 17

36-40 yaş arası % 9

41-50 yaş arası % 2

51-55 yaş arası % 1

Yukarıdaki yüzdeler, çocuksuz eşler için olup, AYİM uygulamasında 18 yaşından küçük her çocuk için % 5 indirim yapılmaktadır.

Karısı vefat eden bir erkek için ise;

AYİM tablosunun erkeklere uyarlanması:

17-20 yaş arası erkekler % 90

21-25 yaş arası erkekler % 70

26-30 yaş arası erkekler % 48

31-35 yaş arası erkekler % 30

36-40 yaş arası erkekler % 15

41-50 yaş arası erkekler % 4

51-55 yaş arası erkekler % 2

Yukardaki oranlardan, 18 yaşından küçük her çocuk için % 5 indirim yapılacaktır.

Evlilik olasılığı nedeniyle indirim hangi tarihteki koşullara göre yapılacaktır.

“…Evlenme şansının yüzdeye göre oranı takdir edilirken, kadının dul kaldığı tarihteki yaşı değil, hüküm tarihindeki yaşı ve diğer özelliklerinin göz önünde tutulması kaçınılmaz bir zorunluluktur…” (Y.9.H.D.17.01.1972,1971/ 24111Esas 1972/135 Karar)

Sermaye Payı İndirimi: Hesap edilen tazminat miktarından SGK tarafından ödenen bir sermaye payı ödencesi var ise bu da tazminattan indirim sebebi sayılmaktadır. BİLGİ: Bu verilen bilgiler genel bilgiler mahiyetinde olup, bir dava açılması durumunda yetkili kişi veya hukukçulardan bilgi alınması tavsiye edilir.Olaya ve duruma göre değişecek uygulamalardan sorumluluk söz konusu değildir.

Arabuluculuk



Ofisimizde arabuluculuk hizmeti Arabulucu & Avukat Oğuzhan Yazımcı tarafından verilmektedir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile özel hukuk alanındaki uyuşmazlıklarda tarafların serbest iradeleri ile karar verebilecekleri konulara özgü olmak üzere kendi kararlarını vererek çözüm getirebilmeleri imkanı sağlanmıştır. Böylece taraflar uzun yargılama sürelerinden, yargılama giderlerinden kurtulmakta ve en önemlisi karşılıklı rıza ile uyuşmazlığı çözüme kavuşturdukları için, gelecekte de karşı tarafla  dostane ilişkilerini sürdürebilmeleri mümkün olmaktadır. Gizlilik ilkesinin geçerli olduğu arabuluculuk faaliyetinde taraflar arasındaki uyuşmazlık gizli kalmaya devam etmekte ve faaliyet sonunda taraflar arasındaki anlaşma, icra edilebilirlik şerhi ile birlikte ilam (mahkeme kararı) hükmünde belge niteliği kazanmaktadır. 

Arabuluculuk nedir ?

Arabuluculuk, günümüzde dostane yollarla uyuşmazlık çözüm yöntemleri içinde en yaygın olarak bilinen ve uygulanan uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Arabulucu kimdir ?

Arabulucu, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getirerek onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini ve aralarında iletişim sürecinin kurulmasını sağlamaya çağlayan tarafsız üçüncü kişidir. Arabulucu, bu süreçte karar veren kişi değildir. Hatta taraflara herhangi bir çözüm de önermez. Taraflar uyuşmazlığı kendileri uzlaşarak çözerler. Arabulucu, tarafların aralarındaki asıl uyuşmazlığı ve menfaatlerini tespit ederek bu konularda tartışmalarını ve çözüm bulmalarını sağlamaya çalışır. Burada taraflar kendi çözümlerini kendileri üretirler ve bunu yaparken birbirlerini anlamaya çalışırlar.

Ne zaman arabulucuya gidebilirim ?

Karşı tarafla aranızda uyuşmazlık çıktıktan ve fakat mahkeme veya tahkime başvurmadan önce arabulucuya gidebileceğiniz gibi, mahkemeye dava açtıktan sonra da arabulucuya gidebilirsiniz.

Hangi uyuşmazlıklar arabuluculuk kapsamındadır?

Arabuluculuk ancak tarafların serbest iradeleriyle karar verebilecekleri konularda mümkündür. Daha açık bir ifadeyle; kamu düzenini ilgilendirmeyen ve cebri icraya elverişli konularda taraflar arabulucuya gidebilirler. Tarafların sözleşme konusu yapamayacakları konularda örneğin ceza davalarında, nüfus kaydına ilişkin davalarda veya çocukların velayetine ilişkin davalarda arabuluculuk mümkün değildir.

Arabulucuya başvurmakla dava açmaktan vazgeçmiş mi olurum?

Hayır. Taraflar arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak ve bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttir. Kendi isteğiniz ile başlattığınız bu süreci yine kendi isteğinizle sona erdirip mahkemeye başvurabilirsiniz.

Arabuluculuk pahalı bir yöntem midir?

Süreç sonuçlanıncaya kadar arabuluculuk sürecinde taraflar, davadan farklı olarak herhangi bir harç yatırmak zorunda olmayıp, tebligat, bilirkişi, tanık ve keşif gibi giderler de ödemezler. Sadece, faaliyet süresine göre arabulucuya, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine uyarınca ücret ödenir. Ayrıca, özel bir toplantı yeri vs. gerekiyorsa, bu masrafların ödenmesi gerekir. Taraflar eğer avukatları ile bu sürece katılacaklarsa avukatlarına da ücret ödeyeceklerdir.

Arabuluculuk sürecindeki ücret ve masrafları kim karşılayacak?

Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, arabuluculuk sürecindeki tüm masrafları eşit olarak karşılayacaklardır.

Arabuluculuk süreci sonunda vardığım anlaşma benim için bağlayıcı mıdır?

Taraflar arabuluculuk sürecinin sonunda bir anlaşmaya varırlarsa bu anlaşmayı, asıl uyuşmazlık hakkındaki yetki ve görev kurallarına göre belirlenecek olan hukuk mahkemesine ibraz edip, icra edilebilirliğine ilişkin bir şerh verilmesini talep edebileceklerdir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilâm (mahkeme kararı) niteliğinde belge sayılır. İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, niteliği itibariyle bir çekişmesiz yargı işi olduğundan buna ilişkin inceleme dosya üzerinden de yapılabilecektir. Ancak, uyuşmazlık konusu aile hukukuna ilişkin ise bu işlemler aynı usulle belirlenecek aile mahkemesince ve duruşmalı olarak yapılacaktır. Eğer, davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa gidilmiş ise, kuşkusuz ki yukarıdaki iş ve işlemler davaya bakan mahkemece yerine getirilecektir.

Mahkeme icra edilebilirlik şerhi verirken neye dikkat edecektir?

Mahkeme; anlaşmanın ve içeriğinin, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği işler arasında yer alıp almadığı ve cebri icraya elverişli olup olmadığı yönünden inceleme yapacaktır.

Arabuluculuk yoluyla anlaştığımda avantajım nedir?

Dava boyunca yapmak zorunda kalacağınız tüm masraflardan (posta gideri, bilirkişi, keşif vb. masraflar, yol giderleriniz gibi) ve yargılama nedeniyle diğer işlerinizden kısıtlayıp, adliyeye ayırmak zorunda kalacağınız zamandan tasarruf etmiş olursunuz.
Mahkemeye göre daha kısa sürer.
Sonuç, tarafların kontrolündedir.
Geleceğe bakılır, mevcut hukuki durumun değil, menfaatin korunması esastır.
Güvenirlik ve gizlilik önemlidir; taraflar mahkeme önünde konuşamayacaklarını burada rahatlıkla konuşabilirler.
Psikolojik ve sosyolojik riski azdır; daha az yeni sorun doğurur.
Tarafların anlaştıkları yöntem ve çözüm tarzı esastır, esnektir.
Anlaşmayla çözülür; iki taraf da kazanır, tarafların sosyal ve ekonomik ilişkileri devam eder.