Türk Borçlar Hukukunda Sebepsiz Zenginleşme
Bu yazımızda; haklı bir nedene dayanmaksızın bir başkasının aleyhine gerçekleşen malvarlığı artışlarını, sebepsiz zenginleşme davasının şartlarını ve iade sürecinin hukuki boyutunu tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
Hukuk düzeni, taraflar arasındaki malvarlığı hareketlerinin mutlaka haklı, hukuki bir temele dayanmasını arar. Bir kişinin malvarlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmaması veya bir başkasının zararına haksız bir kazanım elde edilmesi hâlinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ilâ 82. maddeleri arasında düzenlenen sebepsiz zenginleşme kurumu devreye girer. Sebepsiz zenginleşme, sözleşme ve haksız fiilin yanında borçlar hukukunun üçüncü temel borç kaynağıdır.
1. Sebepsiz Zenginleşmenin Varlığı İçin Aranan Koşullar (TBK m. 77)
TBK m. 77 uyarınca bir sebepsiz zenginleşme iddiasında bulunabilmek için şu dört unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Zenginleşme: Davalının malvarlığında aktifin artması yani ekonomik değeri bulunan tüm varlıklar ve haklar bütününde oluşan artış ya da pasifin azalması (bir borçtan kurtulma) şeklinde bir artış meydana gelmelidir.
Fakirleşme: Davacının malvarlığında veya emeğinde bir eksilme olmalıdır.
Nedensellik Bağı: Davalının malvarlığındaki zenginleşme ile davacının fakirleşmesi arasında doğrudan bir sebep sonuç ilişkisi bulunmalıdır.
Haklı Bir Sebebin Bulunmaması: Malvarlığındaki değişimin hukuk düzenince korunan bir nedene örneğin geçerli bir sözleşme veya kanun hükmü dayanmaması şarttır.
Zenginleşmenin Görünüm Şekilleri
Kanun, haklı bir sebebin bulunmamasını özellikle üç ihtimalle örneklendirir:
Geçerli Olmayan Sebebe Dayanma: Baştan itibaren kesin hükümsüz, ehliyetsizlik veya şekil noksanlığı sebebiyle geçersiz olan bir hukuki işleme dayalı ifalar örneğin resmî şekilde yapılmayan taşınmaz satım vaadi uyarınca ödenen bedel.
Gerçekleşmemiş Sebebe Dayanma: Gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir hukuki sebebin sonradan doğmaması örneğin evlenme vaadiyle yapılan karşılıksız kazandırmaların evlenmenin gerçekleşmemesiyle temelsiz kalması.
Sona Ermiş Sebebe Dayanma: Başlangıçta geçerli olan sebebin sonradan ortadan kalkması örneğin sözleşmenin feshedilmesi, dönülmesi.
2. Borçlanılmamış Edimin İfası ve Hata Şartı (TBK m. 78)
Kendi edimini yerine getiren bir kimse, gerçekte var olmayan bir borcu ifa etmişse bunu kural olarak geri isteyebilir. Ancak TBK m. 78 burada önemli bir ispat yükü öngörür:
Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.
Geri İstenemeyecek Durumlar
Zamanaşımına Uğramış Borcun İfası: Zamanaşımı borcu sona erdirmez, bir eksik borç doğurur. Bu nedenle zamanaşımına uğramış bir borcu ödeyen kişi sebepsiz zenginleşmeye dayanarak bedeli geri isteyemez.
Ahlaki Bir Ödevin Yerine Getirilmesi: Toplumsal veya ahlaki gereklilikler sebebiyle yapılan ifalar örneğin ihtiyaç halindeki bir yakına yapılan yardımlar sebepsiz zenginleşme konusu yapılamaz.
3. Geri Vermenin Kapsamı: İyiniyet ve Kötüniyet Ayrımı (TBK m. 79 - 80)
İadenin kapsamı belirlenirken zenginleşenin iyiniyetli olup olmadığı esas alınır.
İyiniyetli zenginleşen:
· Geri isteme anında elinde kalan kısmı iade eder, elinden çıkartmış olduğu kısım için sorumlu tutulmaz.
· Malın korunması için yapılan zorunlu giderlerin tamamını talep edebilir.
· Yararlı gider malın devamlılığını sağlamak için yapılması zorunlu olan şeyler olmamakla beraber yapıldığı takdirde malın değerinde, kalitesinde belirgin bir artış göstermesini sağlayan şeylerdir. Yapılmış olan bu giderlerin tamamı zenginleşen iyiniyetli ise geri istenebilir.
· Lüks gider ise zorunlu olmayan, temel ihtiyaç sınırını aşan, gösterişe veya aşırı konfora yönelik yapılan harcamalardır. Zenginleşen iyiniyetli olsun veya olmasın lüks giderleri isteme hakkına sahip değildir. Ancak yapılan ekleme asıl şeye zarar vermeden ayrılabiliyorsa sökülüp alınabilir.
Kötüniyetli Zenginleşen:
· Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
· Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme anında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir.
· İyiniyetli zenginleşende olduğu gibi kötüniyetli zenginleşen de lüks giderleri talep edemez ancak zarar vermeden ayrılması mümkünse eklemeleri söküp alabilir.
4. Hukuka veya Ahlaka Aykırı Amaçla Yapılan Kazandırmalar (TBK m. 81)
Hukuk düzeni, hukuka veya genel ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi maksadıyla bir şey veren kişinin bu edimini geri istemesini korumaz.
TBK m. 81 gereğince ahlaka veya hukuka aykırı amaçla verilen şey geri istenemez. Ancak kanun koyucu bu değerin haksız kazanç sağlayan tarafta kalmasını da engellemek adına hakime takdir yetkisi tanımıştır: Hakim, söz konusu malvarlığı değerinin Devlete mal edilmesine karar verebilir.
5. Zamanaşımı Süreleri ve Def'i Hakkı (TBK m. 82)
Sebepsiz zenginleşme davalarında ikili bir zamanaşımı sistemi geçerlidir:
Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl.
Her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl.
Bu süreler geçtikten sonra istem hakkı zamanaşımına uğrar.
ÖNEMLİ NOT: TBK’nin 82.maddesinin 2.fıkrasına göre, zenginleşme, davalının bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse asıl iade edilmesi istenilen şey zamanaşımına uğramış olsa dahi, borçlu bu borcu ifa etmekten her zaman kaçınabilir.
İkincillik İlkesi:
Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca sebepsiz zenginleşme ikincil niteliktedir. Taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi, vekâletsiz iş görme veya haksız fiil hükümlerine dayanarak talepte bulunma imkânı mevcutsa, öncelikle o hükümlere başvurulmalıdır. Sebepsiz zenginleşme davası, diğer hukuki çarelerin bulunmadığı veya sonuçsuz kaldığı durumlarda malvarlığı dengesini koruyan ikincil hukuki yoldur.
KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI:
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 06.07.2020 T. 2017/34243 E. 2020/8792 K.
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının ... 16. İş Mahkemesinde müvekkili kurum aleyhine alacak davası açtığını, söz konusu davanın yargılama aşamasında davalının alacağının bulunmadığı aksine kurumun haksız ödeme nedeniyle alacaklarının bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini beyanla davalıya yapılan fazla ödemenin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın haksız ve yasal dayanakta yoksun olduğunu, ... 16. İş Mahkemesinde açtığı ücret, tediye, ikramiye, kıdem terfileri ile grup ve pozisyonlara getirilen zamların eksik uygulanması nedeniyle alacak davasının halen derdest olduğunu, davacı tarafın bu davaya dayanarak ve bilirkişi raporu ile tamamlanmamış yargılama aşamasındaki alacak veya borçtan bahsetmenin mümkün olmadığını, davacı tarafın neye dayanarak talepte bulunduğu hususunu belirtmediğini, ayrıca alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı kurumun davalı işçiye göre hesaplamaya ilişkin üstün donanımı ve ödeme miktarının belirlenmesinde uzmanlığının tartışmasız olduğunu, işçinin iyi niyetli olduğunu ve davacı kurumun zarara katlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı işçi yönünden dosyaya yansımış veya iddia edilmiş herhangi bir kötü niyet, aldatma eylemi, korkutma, hile veya tehdit gibi bir durum söz konusu olmadığı, kaldı ki davalı işçi ücret farkı alacaklarına ilişkin davayı açmış olması nedeniyle hayatın olağan akışına göre kendisine ödenen ücretlerine ücret ve tediye farkı gibi ödemelerin yapıldığından bile haberinin olmasının mümkün olmadığı, kendisine fazla ödemenin yapılmış olmasını bilmesinin ise daha evveliyetle mümkün olmadığı bu nedenle mahkeme kanaatine göre davalı işçinin kendisine yapılmış olan fazla ödemeler konusunda tamamen iyi niyetli olduğunun kabul edildiği, yine davalı işçinin iş akdi ile daimi kadroda davalı kurumda uzun yıllardan beri çalıştığı ve halende çalışmaya devam ettiği, işçi olması nedeniyle iş hukuku kuralları gereğince zayıf konumda bulunduğu ve korunması gerektiği, davacı kamu kurumunun ise Türkiye çapında örgütlenmiş uzun yıllardır işçi sayısının fazlalığı teknik, sosyal ve ekonomik imkanlarının fazlalığı bu nedenle gerek işçi gerekse memur personelinin sayısının yeterliliği ve uzman personelinin de yeterli bulunması dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumu bordrosu hazırlama, maaş zamlarının hesaplanması konularında yeterli kadrosu bulunduğu şayet fazla hesaplama olduğu sabit olsa bile bu hatanın işçinin kusurundan ve hatasından kaynaklandığının dosyada ispatlı bulunmadığı, işçi iyi niyetli olduğundan sebepsiz zenginleşme kurallarına göre de yapılan fazla ödemelerin geri istenme olanağının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davada, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıya fazla ödenen miktarın tahsili talep edilmektedir.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 62.maddesi (6098 sayılı TBK.'nın 78. maddesi) gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddede belirtilen yanlışlık eda ile ilgili olup edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle, davacı idarenin tahakkuk memuru hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.12.1984 tarih, 1982/13; 387 esas - 1984/997 karar sayılı kararı ile herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Bu durumda, mahkemece; ... 16.İş Mahkemesinin 2009/390 esas sayılı dosya içeriği, bu dosyada yer alan bilirkişi raporları, ayrı ayrı denetime tabi tutularak ayrıca uyuşmazlığın çözümü için eksik olan belgeler var ise bunlarda dosya arasına alınarak, davalıya fazla ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ve fazla ödeme yapılmış ise bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 06/07/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.




